Pages

14.10.13

MUTLU BAYRAMLARINIZ ÇOK OLSUN CANLAR...

Ben çocukken ; ütülü, beyaz dantelli, kumaş mendiller içinde verilirdi bayram harçlıkları. Öyle iki hafta öncesinden pazarlık etmek ne haddimize , bakamazdık bile kaç lira harçlık verildi diye. Bir köşeye büzülüp usulca kimseler görmeden, mendili kıvırıp köşesinden bakardık ancak.
Ayıptı şekerlikten iki tane şeker almak, ancak evin sahibesi çok ısrar ederse ve anneyle göz teması kurulup 'olur' on...ayı alınırsa elimizi yavaşça tekrar uzatabilirdik şekerliğe.
Hele hele çikolata kutusuyla yanaşıyorsa ev sahibi misafirlerine, içimizden sevinç çığlıkları atardık, kimse duymazdı, tebessümü yayılırdı al yanaklarımıza sadece.
Çatlak ellerimizi, önce keselerdi annemiz arife gecesinden, sonra gül suyu ve kremlerle ovalardı; büyüklerimizin ellerini öperken mahcup olmayalım diye..
Kazara tatlının şerbeti damlasa bayramlık elbisemize üzülürdük kirlendi diye. Bir yenisi yoktu çünkü. Temizliğinden biz sorumluyduk, ertesi güne siler, kurutur tekrar hazır ederdik mutlaka.
Temizdik, özenliydik, saygılıydık herşeye karşı... Kıymet bilirdik, değer verirdik.
Özlenirdi, beklenirdi bayramlar. Çünkü "mutluluk" demekti.

Bu hatıralarım bana bir yerlerden gülümsüyorsa eğer hala ; MUTLULUK hala kalbimin bir köşesinde demek ki....

MUTLU BAYRAMLARINIZ ÇOK OLSUN CANLAR.....

12.9.13

BUGÜN "BİR ADIM" ATIP , O BENCİLLİK CAMINI KIRALIM MI?


Suratsız uyandım bu sabah; ülkem ve dünyam karışık..Çözüm üretmek yerine, çözülmesin diye ekstra uğraşılıyor sanki. Basit insanca davranışlar, mesela "yardım etmek", "dinlemek"  bile ayrıcalık ve özellik haline gelir oldu.

Çok üzülüp, saatlerce ağlıyorum. Burnumun sızısını tarif etmem imkansız.

Geçmişimizde bir sürü paylaşım olsa bile, aynı fikri paylaşmadığımız insanlara sırt çeviriyoruz. .. Selamımızı esirgiyor, uzanan elleri tutmuyoruz.

Çeşitlilik içinde uyumla yaşamak bu kadar zor mu? Önce "insan" olmayı bilmek gerekmez mi?

Barıştan söz ediyoruz mesela...
Çok istiyoruz ülkemizde, dünyamızda hep barış olsun diyoruz. Ama aile içinde, akrabalar içinde, okuduğumuz / çalıştığımız mekanlar içinde, apartmanımız içinde, mahallemiz / köyümüz içinde kaç kişiyle kavgalı-küs olduğumuzu düşünmüyoruz. O küslükler için kendimize haklı nedenler buluveriyoruz hemencecik. " o iş başka" diyoruz, toplumun insanlardan oluştuğu detayını atlayıp globale yaymıyoruz..
Dünya çocuklarının yaşadığı acılar için kendimizi kahrediyor, kendi evladımızın gözlerindeki acıları görmüyoruz.

Bende böyleyim.. Zaman zaman silkinir adım atar, zaman zaman geri çekerim herşeyi...Çark böyle dönüyor sanırım.

Fakat bu sabah farklı uyandım. Benim de türlü türlü sorunlarım var. Hepsiyle başa çıkmaya çalışıyor; çıkmaya başladıkça yeni sorunlar üretiyorum kendime.
Çözemediklerimi gözardı ediyor, halının altına süpürüyorum bazen; halının yana kayacağı günü bekliyorum çözmek için.

Lakin... bu devran böyle dönmeyecek . Söz verdim kendime bugün.
Herkes, karşısındakinden önce kendine bakmalı canlar,
Sağlıklı ve mutlu ilişkiler yaratmak için önce kendimizden sorumluyuz.

Çok basit teknikler geliştirmek elimizde aslında. Bir yerlerde okumuştum bunları. Herkes bunları yapsa, böyle böyle bütüne yayılsa, bu halka git gide büyüse, daha mutlu, daha barışcıl insanlar çoğalsa bu dünya böyle mi olur?
Bence denemeye değer.. Ne kaybedersiniz ki? Daha kötüye gitmeyeceğinden eminim ben.
Ele silah almadan önce, size uzanan eli almayı deneyin mesela...
Huzuru düşünün... Huzurlu anlarınızdaki bedene ve ruha yayılan o mucizevi enerjiyi düşünün..Bunu herkese yayabiliriz; evet yapabiliriz...

Mesela bugün "bir adım" atalım, bencilliğimizi bir kenara bırakıp, şu yazdıklarımdan birkaçını hayatımıza alalım :

- Tanıdığınız en olumlu kişi siz olun.
- Dürüst olun; ama önce kendinize dürüst olun.
- Dakik olun.
- Lütfen demeyi sıklaştırın.
- Özür dilerim demek, sizin bir yerlerinizi eksiltmez.
- Söz verme işinin değerini bilin. Az vaat edin ama fazlasını yapın.
- Dost olun.
- Düzenli olun.
- Bol bol gülümseyin. Gülümsemenize nedenler arayıp sizi deli sananlara da gülümseyin.
- İnsanlardan ayrılırken buluştuğunuzdan daha iyi olduklarına emin olun.,
- Ve sevin... sevgi her daim kazanır.


Bunları okurken yüreğiniz sızlamışsa, gözleriniz hafif nemlenmişse ve aklınızdan bazı yüzler, bazı anlar ve bazı kokular geçmişse ; yazdıklarınım işe yaramış demektir.

Sadece sabredin;  hadi hayırlar ola :)



26.7.13

Zamanın ruhundan gelen kökten değişim...


Konumuz ”zamanın ruhunda meydana gelen kökten değişim” ve bizlerin buna uyum göstermek konusunda çektiğimiz zorluklar!

Herkes, ama istisnasız herkes ”hayatın çok hızlandığı”ndan söz ediyor. Yıllardır sallanıp durduğumuz, eşikte beklettiğimiz bütün sorunlu konular, kapıdan bacadan hayatımıza doluyor ve güvenlik alanımız olarak düşündüğümüz yerler, bize fütursuz ve ürkütücü gelen bir işgal altında…

Yeni enerji sabırsız… Yeni enerji dolaysız… Yeni enerji çok kesin ve koşulsuz bir teslimiyet istiyor! Bu teslimiyeti gösteremeyen, ikirciklerini bırakamayan, diliyle ”bu düzeni kuran her işi hayra çıkartır” dese de gönlüyle bu gerçeğin önünde bir türlü eğilemeyen herkes, çok endişeli, çok tedirgin, ve çok acı içinde…

Eskiden okumayı reddettiğimiz ipuçları, hızla bir araya gelip, hayat puzzle’ımızı aslında çok başka bir perspektiften çözmemiz gerektiği konusunda, bizi uyarıyor, dinlemezsek sarsıyor, o da olmadı rüzgarın önüne katıp savuruyorlar.

Tanıdık acılar, tanıdık rahatsızlıklar, tanıdık çıkmazlar başımızın üstündeki dam olmuş… Rüzgar onları uçurunca, kendimizi çok açıkta kalmış, çok savunmasız hissediyoruz. Halbuki, kendimize yeni bir yol çizmek için ”özgür kalmak” belki de başımıza gelen en iyi şey…

Birşeyleri avuçlarınızın içinde tutmanın bedeli bir hayat oluyorsa, ama hayatın ta kendisi gelip o yapıştıklarımızı elimizden alıyorsa, bunun adı yenilgi değildir!

Tırtıl İçin Dünyanın Sonu, Usta için KELEBEK’tir :)

( juno'dan alınmıştır... http://junoastrology.com )