Pages

17.5.11

BAHARATLI KURABİYE

Bu atıştırmalık sevimli kurabiyelere kimsenin hayır diyebileceğini sanmıyorum. Bunları yaptıktan sonra, inanın pastanelerdeki aşırı yağlı ve içinde ne olduğunu bilmediğiniz kurabiyeleri almayacaksınız. Evinizin sıcaklığını yansıtaacak bu lezzeti denemenizi öneririm. Unu, tam buğday ununa veya kepekli una çevirebilirsiniz. İçine koyduğunuz peynir yağlı bir peynirse , margarin oranını azaltmanızda fayda var. Köri baskın bir baharat olduğundan, miktarı fazlalaştırmamanızı öneririm. Yumurtanın beyazını kullanmıyoruz, lütfen birşey olmaz diye içine eklemeyin, üzerine de sürmeyeceğiz. Dereotu kurusu bu kurabiyeye çok yakışıyor ama benim evimde ne yazık ki kalmamıştı, onun yerine maydanoz kurusu kullandım ama bu lezzeti çok öne çıkaran bir baharat değil. Koymasanızda olur yani. Vakumlu, sıkı kapaklı kaplarda uzun süre tazeliği muhafaza eden bir kurabiye. Bu ölçülerle miktar çok fazla olmuyor, bu yüzden siz isterseniz daha fazlası için iki katına çıkarabilirsiniz.

MALZEMELER
*150 gr.un  ( bu yaklaşık 1+1/4 su bardağı oranında un oluyor )
* 1 yumurta sarısı
* 75 gr.oda ısısında margarin ( peyniriniz yağlıysa miktarı azaltın )
* 1 çay bardağı ince rendelenmiş kaşar peyniri
* 1 çay bardağı ince rendelenmiş peynir ( ben tuzsuz ve yağsız lor peyniri kullandım, bu yüzden yağı azaltmadım )
* 1/2 paket kabartma tozu
* 1 çay kaşığı köri ( kırmızı olandan kullandım )
* 2 tatlı kaşığı haşhaş tohumu ( marketlerde baharat reyonlarında cam kavanozlarda rahatlıkla bulunabilinir )
* 2 tatlı kaşığı kekik
* 2 tatlı kaşığı kuru dereotu veya maydanoz
* Tuz (içine koyduğunuz peynirin cinsine göre miktarı ayarlayın, genelde 1 çay kaşığı yeterli olur, peynir çok tuzluysa koymasanız bile olur )
( seviyorsanız 1 tatlı kaşığı soğan tohumu da ekleyebilirsiniz )

HAZIRLANIŞI

Temiz bir yoğurma kabına unu, tuzu, kabartma tozunu ve margarini koyup biraz yoğurun. İçine yumurtayı ve baharatları ekleyin ve güzelce yoğurun.

Un miktarınız az gelirse ekleyebilirsiniz, ele yapışmayacak kıvamda bir hamur elde edin. Dinlenmesi için 15-20 dakika buzdolabında dinlendirin.

Hafifçe unladığınız , temiz bir zeminde yarım santimetre kalınlığında merdane ile açın. İstediğiniz kalıpla kesin, ben atıştırmalık oldukları için çok minik kalıplar kullanıyorum. Hatta bunun için oğullarımın oyun hamuru kalıplarını aşırıyorum. Güzelce yıkadıktan sonra kullanıyorum tabii ki :) Kalıbınız yoksa, bir rulet yardımıyla ufak kareler de kesebilirsiniz. Bu arada fırınınızı 170 derecede ısıtmaya başlayın.

Yağlı kağıt serilmiş veya yağlanmış tepsiye aralıklı dizin. 25-30 dakika kadar pişirin.


Pişerken eviniz mis gibi baharat kokacak :) Çayı biraz çokça demleyin, zira kokuya kapıyı çalacak komşularınız olabilir...


Sevdiklerinizle , afiyetle paylaşmanız dileğiyle.....

LİMONLU BAR


Niyeyse evlerde pek sık “ bar kurabiye” yapılmıyor…Deli paralar verip cafelerde, lüks pastanelerde yiyoruz da niye evlerde yapmıyoruz ki ! Ben eminim, birçok hanımın ve beyin içinde gizli kalmış kabiliyetleri var… Azıcık cesaretle şahane ürünler ortaya çıkabiliyor. Bu şık ve lezzetli tarifler hiçte lüks yerlerin tekelinde değil. Evinizde de çok rahat yapabilirsiniz. Seveceksiniz bu tarifi; çünkü çok pratik , öyle elle şekillendirme işi olmadığı için yaparken hiç zorlanmayacaksınız. Ekonomik üstelik. Barın alt katı standart, üstünü zevkinize, evinizdeki malzemeye göre şekillendirmek elinizde. İlerde bunların örneklerini vereceğim size. Bugün limonlusu sizlerle olacak. Kapatın gözlerinizi; imgeleyin…Bir yaz akşamı , üzerinize hafif uçuşan  kıyafetler ; bahçenizdesiniz  veya balkonunuzda…Fonda en sevdiğiniz melodiler var, yanınızda en değer verdikleriniz, müthiş bir sohbet almış ortamı… Mutfaktan bu barlarla sevdiklerinizin yanına geldiğinizde sükseniz büyük olacak.. hele ki yanında soğutulmuş  limoncello veya vişne likörü de varsa… Valla yeme de yanında yat dedikleri bu sanırım..

MALZEMELER
TABAN İÇİN
  • 250 gr. un ( Genellikle normal bir su bardağı ölçüsü ile 2 + ¼ oranında gelir )
  • 75 gr. pudra şekeri ( ½ su bardağı )
  • 175  gr. margarin veya tereyağı
ÜST KATMAN İÇİN
  • 2 adet oda ısısında yumurta
  • 2 adet limonun kabuğu ( rendenin ince tarafı ile rendeleyin )
  • 2 adet limonun suyu ( tabii ki rendelediğiniz limonun sularını kullanın )
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 4 çorba kaşığı dolusu un (evinizde varsa 2 kaşığını çok ince çekilmiş badem tozu olarak koyun)
  • En üstüne serpmek için pudra şekeri
  • Süslemek için taze nane yaprakları
HAZIRLANIŞI
Bu ölçüde limonlu barı yapmak için kullanacağınız kabın ölçüsü yaklaşık 25X35 cm boyutlarında olmalı. Hanımların bilindik mutfak tabiriyle genişçe bir borcam yani. Kabın ölçüsünü veriyorum, çünkü daha küçük bir kapta katmanlar kalın olacağından içinin çiğ kalması olasılığı yüksek. Daha genişte de, barlarınızın çok kırılgan olur ve katmanlar belli olmaz.
İşe kabımızı iyice yağlamakla başlıyoruz. Ben kabın her yanını önce oda ısısında bir margarinle iyice yağlıyorum. Sonra üzerini yağlı kağıtla kaplıyorum. Barlarınızın kolay kesilmesi ve kabınızdan alınabilmesi için bu ön işlemi pas geçmeyin. Yağlı kağıdınız yoksa, kabı bolca yağladıktan sonra ince bir katman halinde mutlaka unlayın.


Fırınınızı 180 derece ısıtmaya başlayın. Yoğurma kabınızda un, pudra şekeri ve yağınızı yoğurmaya başlayın. Hamurunuz ekmek kırıntısı kıvamında olacak. Bu kıvama gelince hazırladığınız kaba boşaltın. Eyvah bu niye toparlanmadı diye panik olup, yumurta kırmaya filan kalkışmayın sakın.
Kuru bir çorba kaşığı yardımıyla kabınıza homojen bir şekilde yayıp, iyice bastırın. Olabildiğince eşit düzlükte olmasına dikkat edin.
Ve önceden ısıttığınız 180 derece fırına koyun. Sadece 20 dakika pişirmeniz yeterli. Fırını hızlı pişirenler dikkat etsin, çünkü fazla pembeleşmemesi gerekli. Çıktığında şu şekilde olacak.

Soğuması için bir kenara bırakın, fırınınızı 140 dereceye düşürün. Şimdi üst katmanı yapacağız. Bunun için tozşeker ve yumurtaları mikserde çırpın.


Şeker eriyip, yumurtalar kabarınca içine limon rendesi ve limon suyunu ilave edin.

Bir – iki dakika mikserle hafif devirde çırptıktan sonra , 4 çorba kaşığı unu ekleyin. Ben genelde 2 çorba kaşığı un, 2 çorba kaşığı badem tozu ekliyorum. Badem tozunuz yoksa hiç sorun değil. Bu benim kurabiye hamurlarında badem tadını sevmemden ileri gelen tipik bir alışkanlık sadece.

Aynı şekilde hafif devirde bir-iki dakika çırpın ve artık soğumuş olan tabanın üzerine dökün.
140 derecede olan fırınınıza koyun ve yaklaşık 25-30 dakika pişirin. Kek kıvamında olmayacak, çıkardığınızda, bu pişmemiş paniği yaşamayın. Özelliği sulu sünger kıvamında olması zaten.  Epeyce ılındıktan sonra , dikkatli bir şekilde yağlı kağıttan tutarak, düz bir zemin üzerine alın. Kırılmamasına özen gösterin. Yanlara yapışan hamuru yağlı kağıttan ufak bir bıçak yardımıyla ayırın.

Fırından çıkardıktan 15 dakika kadar sonra üzerine pudra şekeri serpin ve istediğiniz formda ve büyüklükte keskin bir bıçakla kesin. Burada dikkat edilecek püf noktası, ılıkken kesmek olacaktır. Çok soğukken keserseniz alt zemin kırılır, sıcakken keserseniz de alt ve üst katman bıçak darbelerinden dolayı birbirine yapışır ve ezilir; dolayısıyla görüntüsü hoş olmaz. Ve her kesim öncesi bıçağınızı kuru bir peçeteyle temizleyin, bıçak kenarına yapışan parçacıklar üst kata yapışıp görüntüyü bozmasın.
Hepsi tüketilmeyecekse, kapaklı bir kapta üst üste gelmeyecek şekilde muhafaza edebilirsiniz. Durdukça nemi dışarı vereceğinden pudra şekeri eriyecektir. Bu yüzden servisten önce üzerindeki pudra şekerini tazelemenizi öneririm.

Keyifle denemenizi, afiyetle yemenizi dilerim ….


16.5.11

GRANOLA TURTA


İşte size özgünce bir lezzet daha, denemenizde yarar var... Hatta bence alışkanlıkta yapabilir.
Tahmininizce adını kafadan atmış olduğum bir turta bu. Üst katmanına koyduklarım çoğunlukla granola yapımında kullanılan malzemeler olunca;  tadı da bende bu hissi uyandırdığından ismini de buradan aldı...İsim alengirli olunca pazarlaması daha kolay oluyor hesabı benimkisi :)))  Siz benim burada yazdıklarımı koymak zorunda değilsiniz. Yaratıcılığınızı sonuna kadar kullanabilirsiniz. Benim turta kalıbım fazlaca geniş, evde elmam azdı, üst malzemeyi çoğaltmak için aklıma ne gelirse koydum. Azıcık kalmış ceviz, fındık, kuru incir, damla çikolata vs. değerlendirmek için pratik bir tarif. Çokta lezzetli oldu. Blogumun ana fikrinden asla çıkmamaya özen gösteriyorum. Malzemeler evde bulunan malzemeler ama sonuç şık bir pastaneden alınmışçasına alımlı :)

MALZEMELER

TABAN İÇİN
* 12 çorba kaşığı un
* 8 çorba kaşığı toz şeker
* 3/4 çay bardağı sıvıyağ ( fındıkyağı veya mısır özü )
* 1 limonun rendesi
* 1/2 limonun suyu
* 1 çay kaşığı karbonat ( püf nokta burada, kabartma tozu kullanmayın )

ÜST KATMAN İÇİN
* 2-3 adet orta boy elma
* 1 çorba kaşığı tozşeker
* 2 çorba kaşığı bal
* 1 tatlı kaşığı tarçın
* 1 çay bardağı çekilmiş ceviz
* 1 çay bardağı ince doğranmış kuru incir
* 1 portakal kabuğu rendesi ( kalın tarafıyla rendelenirse daha iyi )
* 1 çay bardağı damla çikolata
Dediğim gibi burada hiçbir sınırlamanız, kısıtlamanız yok. Sadece elma, ceviz ve tarçın ile de yapmak mümkün. O zaman adını Elmalı Turta'ya çevirirsiniz olur biter :) Sadece elma ile yapacaksanız, 4-5 elma kullanın ve ceviz miktarını mutlaka arttırın. Bu durumda içine çikolata ve kuru meyve parçaları koymayacaksanız tozşeker/bal  miktarını da arttırabilirsiniz. Hatta diyet yapanlar unu kepekli veya tam buğday ununa çevirip, şekeri esmer şekere çevirip miktarı azaltabilir. Üst katman malzemesine meyveli müsli ilave edebilirler.

HAZIRLANIŞI

Temiz bir yoğurma kabına unu, toz şeker, limon rendesini ve sıvıyağı koyuyoruz.

Bir çay kaşığı karbonatın üstüne, limon suyunu döküyoruz; böylelikle karbonatın tamamen köpürmesini sağlıyoruz. Burası püf noktası :) sonra kızmayın bana söylemedi diye :D


Ve bir çatal yardımıyla karıştırmaya başlıyoruz. Elle yoğurmanıza gerek yok.

Hamurumuz irmik helvası kıvamında olacak. Toparlanmadı bu diye panik olmayın.


 İyice yağladığınız turta kabınızın altına , bir katta yağlı kağıt döşeyin. Bence kalıptan çıkarırken riske girmemek ve üzülmemek adına bu adımı pas geçmeyin.
İrmik helvası kıvamına getirdiğiniz hamuru kalıbına dökün.

Bir yemek kaşığı yardımıyla bastırarak , homojen ve olabildiğince düz bir şekilde yayın.

Şimdi bu kalıbı buzdolabına koyun ve fırınınızı 160 dereceye ayarlayın.

Bir tencereye elmalarınızı rendenin iri tarafıyla rendeleyin. İçine tozşeker ve balı ilave edip, ocakta 1-2 dakika çevirin. Elma çok çabuk sulanacağı ve kararacağı için bu işlemi uzatmayın.

Ocağın altını kapatıp, biraz ılındıktan sonra içine istediğiniz malzemelri ilave edin.

Ve buzdolabundan çıkardığınız tabanın üzerine güzelce yayın.

Benimkisinin çikolata oranı fazla kaçmış, bir de elmaların soğumasını beklemediğimden, içine koyduğum çikolata eridi; o yüzden bu kadar koyu renk :)
Önceden ısıttığınız fırında 30 dakika kadar pişirin. Soğuduktan sonra servisten önce pudra şekeri/vanilyalı dondurma vs. ile süsleyebilirsiniz.


Afiyet olsun.... Denerseniz bana da haber verin :)))

6.5.11



Kanki Grubundan canımız Ozgunumuze…

Özgünümüz
Zoru basaran kadin
Güzel anne
Üçümüzün en hamarati
Nefis lezzetlerin sahibi
Cani çeker kankilerin
Evime gelinde yapayim dersin...
Sonra zamanla teker teker yolumuz düşer evine. Burada yaptiklerini bir bir koyarsin önümüze. Bayiliriz bizde tarif diye tuttururuz sana. Sende yazar yazar verirsin. Ama aramizda yapamayanlarimiz da cikar. Olsun dersin kargo yapar yollarsin.bazısına hemen ulaşır. Kalan kırıntıların resmini çeker yollar..bazısına ulaşamaz. Kargo yolda kaybolur. Kurabiye canavarı ortalıgı birbirine katar ama sonunda ulaşır o kutuya.
Adi gibi paylastıkça coğalır lezzetlerin.

6 Mayısın en güzel seyi …

Rahmetli Annenin seni o güzel karşılamasına bizde birkez daha teşekkür ediyoruz.
Güzel anne, güzel eş herseyden onemlisi güzel dostumuz…
Seni seviyoruz…

4.5.11

ÖRGÜ MİLFÖY

Pratik tariflerin ana fikrini biliyorsunuz. Bugün yayınladığım "Özgünce" etiketinin altında bundan bahsetmiştim. Kurtarıcı tarifler bunlar... Tariften ziyade yöntem aktarımları belki...
Malzemeleri kolaylıkla bulunabilen , pratik, ekonomik ürünler...Sadece  ufak bir sihirli dokunuş yapıyoruz o kadar... Sonuç "daha şık, daha gösterişli " oluyor.
Elbetteki milföyleri ortadan ikiye kıvırsanız yada üçgen katlasanız tadı değişmez; ama bir tabakta hangisi tercih edilir siz düşünün :)))

Dediğim gibi tarif edilecek çokta birşey yok esasen. Fotoğrafları takip ederek, basitçe uygulayabileceğiniz şekil verme yöntemi bu.
Milföy hamurunun yanında iç malzemeye ihtiyacınız var. Evde ne varsa, gönlünüz ne isterse.. Kıyma , peynir, patates, ıspanak vs. Bir gün önceden kalmış çoban kavurma bile olur...:)



Buzluktan çıkardığınız milföylerin iki yanına resimdeki gibi keskin bir bıçakla kesikler yapın.
Sağ ve solda eşit ve aynı açılı olmasına dikkat edin.

Yukarıda gördüğünüz gibi örün. Kat yerlerinin üzerini kapamaya dikkat edin.

Yukarı ve aşağı kısmından , pişerken malzemeler taşmasın diye, bir çatal yardımıyla iyice bastırın.

Yumurta sarısı sürüp, önceden ısıttığınız fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.

İşte bu kadar...Bir seferde böyle deneyin milföyü ...

Sevgiyle....


NEVRA'NIN KURABİYESİ

Bana peçeteye sarılı kurabiyeler, hamur işleri gönderiyor tanıdıklarım :)) Ciddiyim.
Canım kayınvalidem Gönül Annem bana gittiği ev gezmelerinden gelirken, ikramlar arasında değişik bulduğu örnekleri denemem için  getirir. Bu işlere düşkünlüğümü bilenler mutlaka yollar zaten. Tariflerini eksiksiz yazar, notlar alır. Aslında biz bu anlamda bir ekibiz. Dergilerden, kitaplardan bulduğu , hoşuna giden örnekleri benim için saklar. Çok şanslıyım bu anlamda, çünkü mutfakta yeni fikirlere çok açıktır Gönül Annem. Benim mutfak hünerimin ilerlemesinde 15 yıldır ciddi bir katkısı vardır. Yaratıcıdır, pratiktir, anında çözüm üretir; bir malzemesi eksikse hemen yerine birşey uydurur ve en önemlisi eli çok lezzetlidir. Sofraları çok meşhurdur. Dilerim bereketi hiç eksik olmaz ve biz bu güzellikleri paylaşmaya daha çok uzun yıllar devam ederiz.
Aynı zamanda benim karşı komşumdur ve gecenin onbirinde pudra şekerim bitmiş olsa bile çalabileceğim tek kapıdır..

Bu tarifte Gönül Annemin bir arkadaşının; adından anlayacağınız gibi Nevra teyzemizin bir tarifi. Birebir uyguladım, kendimden hiçbirşey eklemedim, çıkarmadım. Adını sandwich kurabiye koyacaktım. Sonra Nevra Teyzeye haksızlık olur diye vazgeçtim. Son derece lezzetli, keyifli bir tarif. Bu vereceğim miktarla yaklaşık 40 tane yuvarlak çıkıyor; ki bu da 20 sandwich şekli demek...Ben keserken, çapı  küçük çay bardağından daha da küçük olan bir likör bardağı kullandım. Daha fazla miktarda kurabiye isterseniz, malzemeyi iki katına çıkarabilirsiniz.

MALZEMELER
  • 125 gr. oda ısısnda margarin.
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağı
  • 1 yumurta akı ( sarısını kullanmayacağız )
  • 1/2 su bardağı pudra şekeri
  • 1 paket vanilya
  • 1/2 paket kabartma tozu
  • Aldığı kadar un
  • Arasına sürmek için herhangi bir çeşit mermalat
  • 2-3 çorba kaşığı hindistan cevizi rendesi
HAZIRLANIŞI

Temiz bir yoğurma kabına 2 su bardağı kadar unu, pudra şekerini, vanilyayı, kabartma tozunu koyup iyice karıştırın. 125 gr. oda ısında margarini ekleyip, yoğurun. 1 yumurta akını ve zeytinyağını ilave edin. Azar azar unu ilave edip, ele yapışmayacak kıvama gelinceye kadar yoğurun.



Üzerine strech folyo geçirip,  en az yarım saat, en çok bir saat buzdolabında dinlendirin. Çıkardığınız hamuru temiz, hafifçe unladığınız bir zeminde merdane yardımıyla yarım cm. kalınlığında düzgünce açın. Bu arada fırınınızı 160-170 derecede ısıtmaya başlayın.

Ufak çaplı bir bardakla kesin. Likör bardakları bu iş için ideal, yoksa küçük boy çay bardağı ile kesin. Yağlanmış veya yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklı olarak dizin.

Isınmış olan fırınıza tepsinizi yerleştirin ve sadece 20 dakika pişirin. Çok fazla kızarmasınlar.
Kurabiyeleriniz soğuduktan sonra aralarına marmelat sürün. Mermalatınız yoksa, kalmış reçellerinizi de değerlendirebilirsiniz, öyle yapacaksanız tanelerini ezin. İkisi de yoksa şokella, sarelle, nutella gibi birşeylerde sürebilirsiniz belki. Ama daha ağır bir tat olacağını söyleyebilirim.

Marmelat sürdüğünüz katın üstüne, diğer kurabiyeyi düzgünce yerleştirin ve üzerinden bastırın. Marmelat birazcık dışarı çıkmalı.
Yanlarından hafifçe mermalat taşmış olan kurabiyelerinizi , aşağıda gördüğünüz gibi  hindistan cevizi rendesine bulayın.

İşte bu kadar....

Özellikle çocuklarınızın bayılacağına eminim..
Afiyet olsun :)


EYVAH MİSAFİR GELDİ

Bu başlığı görenler misafirden kaçındığımı sanmasınlar...Bilakis bayılırım, isterim ki evime gelen konuklar için sofralar kurayım, yenilsin, içilsin, şen kahkahalar yükselsin, sohbet alabildiğine koyulaşsın, soframızın bereketi paylaştıkça artsın...
Koşuşturmalı hayatımızda bir sürü güzel huyumuzu kaybettiğimizi görüyorum ve inanın çok üzülüyorum. Ben küçükken komşulara, tanıdıklara çat kapı gidilebiliyordu. Bir yakınımızı ziyaret etmek için bahanelere gerek yoktu; ev tebriği, doğum kutlaması, altın günü, geçmiş olsun ziyareti, yaş günü kutlaması gibi günlere takılı kalmıyorduk; herhangi bir perşembe akşamı , kafamıza estiğinde bir sevdiğimize gidebiliyorduk..Şimdi en az üç gün öncesinden haber gönderiliyor. Niye böyle olduk? Neden uzaklaşıyoruz ? Kendimi de bu tespitime ortak ediyorum. Yetişemiyoruz diye yakınıp duruyoruz. Haftaiçi işlerimi, çocuklarımın okullarını bahane ediyorum kendime. Ajandam haftaiçi akşamları kapalı sanki ....Halbuki insan isteyince herşeye yetişiyor. Bahanelere sığınıp duruyoruz, kolayımıza geliyor... Ben de yapıyorum bunu dediğim gibi ;son yıllarda sıklıkla hatta, herşeyden şikayet ederken bulduğum beni hiç sevmiyorum. O zamanlar içimde sakladığım Özgün çıkıp, diğer egolu Özgün'ü bir güzel dövüyor. Çok şükür ki hala toparlanabiliyorum... Bu 30 - 45 yaş arası bir sürü dinamiğin toplanıp, insan hayatında koşturmacayla harmanladığı yaşlar olsa gerek.
Çalışan kesim için biraz daha zor hayat. Yemek yapmak sözkonusu olduğunda ne yazık ki sıkışık zamanlara bir sürü şeyi sığdırmak durumunda kalıyorlar. Evde malzeme yoksa, durum daha da zor. Alışverişe gitmeye vakit bulamadığım günlerim o kadar çok ki... yaşadıklarımı örnekliyorum ben burada ve biliyorum ki çoğu kişi benle aynı durumda. Evde ne malzeme varsa, azıcıkta yaratıcılığımla birkaç çeşit yemeği 1-2 saat içinde yapmak durumda kalıyorum.
Az bir zaman kala misafir geliyor haberi alındığında telefona sarılıp, en yakın pastaneye sipariş veriliyor çoğunlukla..Bunlar da olsun tabii ama ben biraz emek verilmesine, daha doğrusu konuklarımıza sevgimizi de içine katarak , kendi ellerimizle çokta pratik çözümleri üretebileceğimizi biliyorum. Bu fikirle, "Pratik Tarifler" etiketi altında size çok basit ama şık örnekler vereceğim.
Nasıl betimlesem bunları ; yarı hazır malzemelerle, çok değişik şeyler yaratacağız sizinle... İlk örnek milföy hamuruyla yapılan şık bir börek olacak...
Milföy Hamuru çoğumuzun kullandığı bir malzeme, pratik ve kurtarıcı. Benim için bu malzemenin önemi ayrı, çocukluk yıllarıma dayanan bir hikayesi var..:
Ortaokul yıllarım; bir yaz tatili dönüşü İzmir-Narlıdere'de bir akrabamızı habersiz ziyaret ettik. Cep telefonu filan yok o zamanlar, yoldayken bile aranmazdı, çat kapı gidilirdi bazı yerlere...Çok şirin bahçeli bir evde oturuyorlardı. Uğramamıza çok memnun oldular, fakat dediğim gibi habersiz uğrayışımız nedeniyle evin sahibesi, bir müddet sonra ikram telaşına düştü. Çayın yanına birşeyler hazırlamak için mutfağa gitti. Ben de arkasından yardıma... Hayatımda milföy hamurunu ilk kez o gün gördüm. Buzluktan çıkardığı , kare formundaki hamurların içine maydanozlu peynir koyup, üçgen katladı, üzerlerine yumurta sarısı sürüp fırına verdi ve çay/sofrası kurulana kadar kocaman şişmiş böreklerin muhteşem kokusu tüm evi sardı... Görüntüleri muhteşemdi. Hayatımda gördüğüm en kabarık, en çıtır çıtır böreklerdi hatta..Annemle hamur üstüne sohbet ettiklerini hatırlıyorum..Annem biliyordu bu hamuru, O "sana böreği" diyordu bu böreğe... İyi de annemin sana böreği bu kadar kabarmıyordu ki !... Kadıncağız, bazı pazarlar en 5 saat kadar bu börek için uğraşırdı. Meşakkatli bir şeydi..Bire bir un/sanayağı ölçüsüyle yapılırdı, aralarını yağlar, buzdolabına koyar, donmasını bekler, yarım saatte bir çıkarıp, aralarını yağlar, açar/katlar, bu işlemi defalarca tekrarlardı. Çıka çıka 10 tane börek çıkardı, ben "ya bunlar kime yetecek gerginliği " ile payıma düşen böreklerin tadına hiç varamazdım. Döndükten sonra, Bozüyük'te milföy hamuru aradık, bulamadık. İki hafta filan şehrimden nefret ettim. Ciddiyim, ne küçük yer burası, hiçbir halt bulunmuyor diye sızlandığımı hatırlıyorum...Şimdiki nesile "ben milföy hamuru bulamadım diye ağladım " desem; ne tepki verirler acaba...Deli olduğumu filan sanırlar muhtemelen. Benim değer yargılarım acayip işler, kıymet verdiğim noktalar çoğunluğa göre -garip- sanılır ve sayılır. Hala da öyle :))
Bisküviden ve pudingten üçgen pasta yapanlara tapardım mesela... Yine malzemeden kaçılmamış, düzgün form verilmiş mozayik pasta yapanlara üç gün köle olabilirdim o yıllar...10 dakikada yapılan tava börekleri muhteşem yaratıcılık örnekleriydi benim için..
Pratik tarifler etiketi altında bulacağınız tariflerin hepsinin yine "görsel şıklığı"ve elbetteki "lezzeti" olacak. İçinde ne kullanıldığını kolaylıkla anlamayacak tadanlar ya da o kadar pratik ve hızlıca hazırlandıklarına inanamayacaklar...Lütfen bu tarifleri paylaşın ki, bir çok kişi faydalansın...
Desteğiniz sayesinde, blog istatistiğimi gördükçe gözlerim doluyor...
Hepinize sonsuz teşekkürler :)