Pages

27.4.11

BADEMLİ KALPLER

Sanırım ben en çok kurabiye yapmayı seviyorum...Yemeği de en az bunun iki misli daha çok seviyorum tabii :)) Ne var ki , hep kilosunu kontrol etme durumunda olan tipik bir Türk kadınıyım. Yaşımdan dolayı mı ne, artık eskisi gibi rahat kilo veremiyorum. Ama hiçbir zamanda kurabiye yemekten vazgeçmiyorum. Fikrim hep az ama öz yemekten yana... Uğraşılmış, lezzetli bir kurabiye için , koşu bandında 1 saat fazla yürümeye razıyım. Çünkü onu yerkenki ruh halim herşeye bedel...
Bugün sizinle yine kendi keşfim bir tarifi paylaşacağım.  Badem, zencefil ve tarçın üçlüsünü yoğun olarak hissedebileceğiniz, bisküvi kıvamında bir kurabiye.
Bu tip kurabiye yapma bilinçaltıma atılmış anılardan fışkırıyor. Şöyle ki :
Küçük yaşlardaydım. Yurtdışından birileri ziyaretimize geldiğinde bazen yanlarında teneke kutular içinde kurabiyeler getirirlerdi. İçlerinde hiç görmediğim şekillerde, çeşit çeşit, tereyağlı, mis gibi kokan kurabiyeler olurdu. Bütün bir kutuyu tek başıma yiyebilecek iştaha sahipken, annem anca bir-iki tane verirdi ve tüketim süresini olabildiğince uzatırdı... Kurabiye biterdi, ben üzülürdüm; ne var ki teneke kutu asla atılmazdı, ya dikiş kutusu olurdu ya da toka, kurdele, ıvır-zıvır konan bir ev eşyası haline gelirdi. Kutunun üstündeki kurabiye resimleri de beni cezbetmeye devam ederdi. Şimdi sanırım bu sebepten, böyle merdane ile açılan ve kalıplarla kesilen kurabiyelerle aramızda bir aşk var :))
Bir tek kurabiyenin bile kıymetli olabildiğini öğretebilen annemi sevgiyle anıyor, önlerine yığdığım halde  oğullarıma kıymeti öğretemediğim için kendimi kınıyorum bu arada :))
Adının bademli olduğuna bakmayın. Badem bulamazsanız, koymayın. O zaman adını zencefilli-tarçınlı dersiniz:) Ya da isminizi koyun önüne : Özgün'ün Kalbi gibi :)

MALZEMELER
* 2 su bardağı badem tozu ( büyük marketlerde , bir kiloluk paketlerde satılıyor. Bulamazsanız, bademi mutfak robotunda çok ince çekin. Badem bulamazsanız fındıkla da deneyebilirsiniz. Fındık kullanacaksanız , margarini 200 gr. a indirin, zira daha yağlı bir malzeme. Yine çok ince çekin. Buradaki tavsiyem badem veya fındığın ölçüsünü azaltmamanız olacak )
* 1 su bardağı pudra şekeri
* 250 gr. oda ısısında margarin
* 2 silme tatlı kaşığı toz zencefil
* 2 silme tatlı kaşığı tarçın
* 1 paket vanilya
* Aldığı kadar un
* Üzeri için pudra şekeri-tarçın karışımı , ikişer yemek kaşığı kadar yeterli olur.
( unuttuğumu sanmayın, tarifte yumurta ve kabartma tozu yok )

HAZIRLANIŞI

Temiz bir yoğurma kabına, 2 su bardağı badem ununu, 1 su bardağı unu, 1 su bardağı pudra şekerini,vanilyayı, tarçını, zencefili koyun.

250 gr. oda ısısında margarini ekleyin. Tereyağda kullanabilirsiniz. Kaplarda olan yumuşak margarinleri önermiyorum, zira pişerken çok yayılır.

İyice yoğurun ve unu gerektiği kadar azar azar ilave edin. Sert bir hamur yapmayın. Elinize yapışmayacak , kulak memesi kıvamına gelince un eklemeyi kesin. Üzerine strech folyo ile kapattığınız bir kapta, en az yarım en çok bir saat buzdolabında dinlendirin. Bu dinlendirme aşaması önemli, lütfen pas geçmeyin.


Fırınınızı 170 dereceye ayarlayın, ısınmaya başlasın. Kuru, düz bir zeminde yarım cm. inceliğinde açın. Zemini hafifçe unlarsanız, kalıpla kestikten sonra, kurabiyelerinizi tepsiye dizmek için almanız daha kolay olur.
Elbetteki kalp kalıpla keseceksiniz diye bir kural yok. Elinizde ne mevcutsa; hiçbir şey yoksa çay bardağı ile kesin. Bu aşamadaki tavsiyem ise, kenarı tırtıklı bir kalıp kullanmamanız olacaktır.


Yağlı kağıt serilmiş veya yağlanmış tepsiye aralıkla dizin.

170 derecede önceden ısıttığınız fırında 15-20 dakika kadar pişirin, daha fazla olmasın. Üstleri çok kızarmasın.

Fırından çıkardığınız kurabiyeleri tepside 5 dk. kadar bekletin. Üzerine homojen olarak bir kapta karıştırdığınız tarçın-pudra şekerini bir süzgeç yardımıyla üzerlerine bolca serpin. Bu işlemi kurabiyeler çok soğumadan yapın ki, ılıkken tarçının ve pudra şekerinin aroması içlerine iyice işlesin.

Soğuduktan sonra sunuma hazırdır. Ben kurabiyelerin bir gün sonra lezzetinin daha iyi oturduğuna inanıyorum. Tercih sizin :)


Sevdiklerinizle, keyifle paylaşmanız dileğiyle.....

GERİ GELDİM ....

Bloğuma kavuştum sonunda. Çok uzun zaman oldu...
Blogcular haklı olarak ayaklandı, davalar açıldı, sosyal paylaşım sitelerinde tek yürek olundu... kimisi bu süreçte DNS ayarlarıyla oynadı, bloglarına ulaşmak için arkadaşlarım arasında bilgisayar ayarlarını çökertenler bile oldu :)) Ben teknik hiçbir değişiklik yapmadım ama tepkimi kendi ölçülerimde hep dile getirdim. Ayaklanan gruplara üye oldum, yazıyla yorumlar da bulundum, haklı bulduğum tüm yorumları da facebook sayfamdan paylaştım...
Kendi adıma yeni bir başlangıçta da bulundum; http://www.ashuahaber.com/ isimli  yaşam portalında yemek tariflerim yayınlanıyor artık. MCM Turkuaz ekibine bana bu imkanı tanıdıklarından dolayı tekrar teşekkür ediyorum.
Birçok proje var kafamda, bazıları daha çok bebek... yakında bunları sizlerle paylaşacağım. Şimdilik sindirme sürecindeyim. Beni tanıyanlar biliyorlar, cesaretli geçinirim ama adım atmadan önce çok uzun süre düşündüğüm zamanlar olur. Önce kendim inanmalıyım. Yaşım ilerledikçe bunu daha da çok yapmaya başladım. Kalp ve akıl süzgecimden tam olarak geçirmediğim tüm projelerimde tabir yerindeyse çuvalladım ben çünkü.
Son iki aydır işyerimde daha çok çalışıyorum ve daha uzun saatler ofiste kalmak zorundayım. Bu alışılagelmiş düzenimin ne yazık ki sarsılmasına sebep oldu. Uyum sağlayamadım henüz. Birçok sosyal aktivitemden ve sevdiğim ilgi alanımdan ödün vermeye başladım. Giderek daha asık suratlı gezmeye, daha az konuşmaya, ya aşırı tepkilerde bulunmaya ya da tepkisizleşmeye başladım. Anladım ki, dengem bozuldu... Bir de sürekli içime atmaktan bir gün içinde boğaz çakramı yere serdim ve yaklaşık on gün korkunç bir bademcik iltihabı ile sessiz ve derinden dolaştım :)
Yıllardır kendimi eğitmeye çalışıyorum, eğer hayatının ritmi bozulduysa, dengen de doğal olarak sarsılıyor...veya tam tersi...bu en basit bildiğim kuraldı. İnsan sevdiği meşkalelerinden vazgeçmemeli. Oysa biz insanoğlu genelde hep kendimizden fedakarlıkla başlıyoruz.
Bugün yeni bir gün olsun dedim ve önemli kararlar aldım. Kendimi yenilenmeye açıyorum ve değişimleri kabul ediyorum.
Bloğumun içeriğini biraz değiştireceğim. Sadece tarifler olmayacak artık, yaşamdan kesitler; birlikte paylaşarak yoğurabileceğimize inandığım fikirlerimi de paylaşacağım artık. Yine Lezzet var işin ucunda...hayatın lezzetine tutunacağım.

Daha rahat okunabilir sayfalar hazırlamam gerektiğinin farkındayım. Bu teknik bilgi yoksunluğumu bir an önce çözeceğim ve daha cici olarak karşınıza çıkacağım , söz :)

Benden desteğinizi eksik etmeyin lütfen; hepinize şimdiden teşekkür ediyorum...

Özgün